Küreselleşme Karşısında Edebi Duruş | Milli Şuursuz Yazar !

Pazar, Mart 14, 2010 0:48

Milli Edebiyat dönemi ve Cumhuriyet dönemi (1923–1940) Türk edebiyatı.

Türk edebiyat tarihinin son birkaç yüzyıllık dönemdeki en üretken, en sade, en coşkulu ve en önemlisi milli unsurları içinde barındıran bu iki Edebi dönemin özlemini hissetmekteyiz.

Yakup Kadri, Peyami Safa, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Yahya Kemal, Fuat Köprülü, Halide Edip, Nazım Hikmet, Mehmed Akif ve daha adını sayamadığımız birçok yazar… Sözünü ettiğimiz dönemlerin filizlenip yeşeren, dallanıp budaklanan kalem ve kelam erbabı yazarlarının bırakın eşine benzerine, siluetlerine dahi hasretiz.

Yukarıda adından söz ettiğimiz iki döneme dikkat çekecek olur isek;

Bunlardan Milli Edebiyat dönemi, Türk Milletini milli mücadeleye hazırlayan ve cumhuriyete geçişin alt yapısını teşkil eden dönemdir. Cumhuriyet dönemi Edebiyatı ise yeni ve sancılı bir dönemin olabildiğince az hasarlı geçilmesini sağlamış ve toplumun Cumhuriyet Türkiyesine adaptasyon sürecinde rol almıştır. Bu iki döneminde üstlendikleri sorumluluğu son derece eksiksiz yerine getirdiklerinde şüphe yoktur.

Yakın dönem edebiyatımıza bir göz attığımızda Yaşar Kemal, Necip Fazıl, Arif Nihat, Cemil Meriç ve Atilla İlhan gibi önemli yazarları da görmezden gelemeyiz.

Unutmamak gerekir ki bu saydığımız yazarlar da yine geçtiğimiz yüz yılın ilk çeyreğinde dünyaya gelip o dönemin havasını solumuş, ekmeğini yemiş ve bize yakın bir döneme kadar erişmiş olmaları hasebi ile yakın dönem edebiyatçılarımız kategorisinde bulunuyorlar.

Son dönem Edebiyatımızda ise Sezai Karakoç, Yavuz Bülent Bakiler, Selim İleri, İskender Pala, İsmet Özel ve belki birkaç yazar daha dillendirebiliriz üretken ve milli unsurları benliğinde barındıran.

Evrendeki bir kara delik misali, devlet ve milletleri içine çekip yutan ve yok eden küreselleşme-liberalleşme hareketi karşısında durabilmek pek kolay bir iş olmamakta. Bu nedenle milli ve manevi bir bütünlüğün sağlanması açısından milli bir edebiyatın varlığı tartışma götürmez bir hal almakta.

21. yüzyıla girdiğimiz bir dönemde yeni yüzyıla ve geleceğe taşıdığımız milli yazarlarımızın sayısının bu derece sığ kalması açıkçası milli ve manevi unsurlarımızın geleceği açısından pek iç acı bir durum teşkil etmemektedir.

Yazar: Mehmet




Kendi sitenden bir yanıt, veya geri bildirim gönderebilirsin.

Yorum Yaz